Anasayfa » Archives » Yenilenebilir Enerji ve Sürdürülebilirlik

Yenilenebilir Enerji ve Sürdürülebilirlik

Yenilenebilir enerji kaynakları fosil yakıtlara bir alternatif yol olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu enerji kaynakları doğada sürekli olarak kendini yenileyebilir ve çevreye olan zararı fosil yakıtlara göre çok daha azdır. Bu alternatif yol, kömür, petrol ve türevlerinin gelecekte tükenmesi ve dünyamıza olan olumsuz etkilerinden dolayı ortaya çıkmıştır. Ancak gelecekte bu alternatif yolun bir zorunluluk olarak kullanılacağı açıkça ortadadır. Çünkü fosil yakıtların kendini yenileyememesi ve zararları devletlerin bu yenilenebilir enerji kaynaklarına olan taleplerinin artmasına neden olmuştur.

Günümüzde artık sürdürülebilirlik kavramı enerji alanında da yaygın bir şekilde kullanılmaktadır. Devletlerin en büyük sorunu haline gelen enerji konusunun günümüzde birer çatışma alanı haline geldiğini görüyoruz. Özellikle Orta Doğu ve Arktik gibi bölgelerde bu fosil yakıtların bolca bulunması dünyamızı da bir çatışma durumuna sokmaktadır. Buna örnek olarak Orta Doğuda olan istikrarsızlıkları ve 1973 Petrol Krizini verebiliriz. Bundan dolayı devletler kendi enerjilerini daha sürdürülebilir bir şekilde elde etmek istemektedir.

Bu sürdürülebilir enerji kaynakları karşımıza 7-8 farklı türde çıkmaktadır. Bunlardan bazıları: güneş enerjisi, rüzgar enerjisi, hidroelektrik ve jeotermaldir. Bunlardan en çok kullanılan ise güneş enerjisidir. Ülkemizde de en çok güneş enerjisi kullanılmaktadır. Bu tür enerji kaynaklarının daha yaygın kullanılmasının dünyamız için bazı önemli etkileri vardır. Bunlardan ilki bu enerji kaynaklarının sera gazına olan etkisi yok denilebilecek kadar azdır. Bu çok önemli çünkü devletler küresel ısınmayı 2 C’ın altında tutmayı hedefliyor. Diğer bir önemli etkisi ise bu enerji kaynaklarının üretilmesi için yıllarca beklemeye gerek yok. Diğer bir önemli etkisi ise enerjide tekelleşmeyi engeller. Bu şekilde daha sürdürülebilir bir enerji politikası uygulanabilir.

Enerjide Tekelleşme

Enerjide tekelleşme konusu önemlidir çünkü bazı devletler zengin enerji bölgelerine sahiptir. Özellikle bu bölgelerin başında Arktik Bölgesi gelmektedir. Rusya başta olmak üzere bazı devletlerin bu bölgede büyük topraklara sahip olması enerjide de bağımsızlıklarını güçlendirmektedir. Bu yüzden yenilenebilir enerji kaynakları daha yaygın bir şekilde kullanılırsa bu devletlere olan talep azalacaktır. Böylelikle ”Bir damla petrol bir damla kandan daha değerlidir” sözü geçerliliğini yitirmiş olacak. Ayrıca bu kırılgan bölgelerde fosil yakıtların çıkartılmasına da gerek kalmayacak. Çünkü bu bölgelerde fosil yakıtların çıkartılması çevreye zarar vermekle birlikte sera gazınıda etkiliyor.

Son olarak günümüzde hala yenilenebilir enerji kaynaklarında istenilen kullanım oranına ulaşamamıştır. Bunun başlıca sebebi ise bu tür teknolojilerinin yatırım maliyeti günümüzde hala yüksek fiyatlardadır. Diğer yandan coğrafi olarak dezavantajlı olan ülkeler yeteri kadar yenilenebilir enerji kaynaklarını üretememektedir. Bu ve buna benzer nedenlerden dolayı günümüzde devletler hala fosil türevli yakıtlara yönelmektedir. Bu tür kullanımları kısıtlamak ve bazı politikalar uygulamak için ise Paris İklim Anlaşması ve Kyoto Protokol gibi bazı anlaşmalar bulunmaktadır.

Paris İklim Anlaşması ile ilgili daha detaylı bilgiye Dünya Doğayı Koruma Vakfı‘nın bu yazısı üzerinden ulaşabilirsiniz.

Arktik Nedir? konulu yazımıza ise buradan ulaşabilirsiniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

EnglishFrenchRussianTurkish